16 Haziran 2008

Dünyanın 25. Avrupa'nın 5. Büyük Teknoloji Devi

Oldum olası çalıştığım iş yerleri ile profesyonel bir ilişki kurmaya çalıştım. Fazla takım taraftarı olmadan, aldığım ücreti hak etmek, kendimce fark yaratmak, güzel şeyler yapmak için. Önceki iş yerlerim de dahil olmak üzere, çalıştığım şirketle ilgili birisi keskin bir yorum yaptığında uzun uzun tartışmak yerine "aramızda çok profesyonel bir ilişki var, o paramı verir, ben çalışırım" diye topu taca atmayı tercih ederim. Bütün bu temiz profesyonelliğe rağmen aşağıdaki haber içimi sevinçle dolduruyor. Sadece Turkcell'de çalıştığım için, bu yapının bir parçası olduğum için değil. Türkiye'den böyle bir Dünya oyuncusu çıktığı için. Umarım aynı heyecanı ve keyfi başkaları da duyuyordur. İşte haber:

"Turkcell, iletişim ve teknoloji şirketlerinin Standard&Poor’s finansal verilerine göre sıralandığı ‘Businessweek Infotech 100’ listesinde 25. sırada yer aldı. Turkcell, halka açık iletişim ve teknoloji şirketlerinin Standard&Poor’s verilerine göre sıralandığı ‘Businessweek Infotech 100’ listesine bu yıl 25. sıradan girdi. 10 yıldır yayınlanan listeye üst üste beşinci kez giren Turkcell, listedeki Avrupa şirketleri arasında da beşinci sırada yer aldı."

Etiketler:

Devamı

19 Mayıs 2008

Cannes

The Guardian'da gördüm. Çok çarpıcı geldi.

Etiketler:

Devamı

20 Ocak 2008

Optik Yanılsama :)

Etiketler:

Devamı

10 Haziran 2007

Lapsus

“Lapsus” ilginç bir kavram. Freud bunu Gündelik Psikopatoloji kitabında “parapraksis” (hatalı eylem) adıyla incelemiş. Bildiğiniz dil sürçmesi de diyebiliriz. Bilinçaltına yerleşmiş kimi şeyleri, konuşurken veya yazarken, insanın kafasındaki esas şeyi bilinçsiz olarak dile getirivermesi, bilinç altındakinin bütün haşmetiyle, kontrolsüz biçimde ortaya dökülüvermesi.

Etiketler:

Devamı

14 Kasım 2006

Bilişim '06

Etiketler:

Devamı

9 Temmuz 2006

Bir Tavşanın İntiharı



Etiketler:

Devamı

7 Temmuz 2006

Burası Neresi?

İstiklal Caddesi'nde aylardır derin bir sefalet hakim. Katılımcı belediyecilik(!) anlayışından olsa gerek, nedendir niçindir anlatmadan, kimsenin büyük bir şikayetinin olmadığı parke taşlarını söküp, sokak cadde bırakmadılar. Bu arada caddenin tek yeşil süsü olan yolun iki tarafındaki irili ufaklı ağaççıkları da kestiler.

Bu konudaki rivayet muhtelif. Kimi diyor güvenlik kameralarına siper oluyordu, kimi diyor, yolun altindaki bir galeri-tünele zarar veriyor diye (?) kesilmiş. Başkana sordular, daha güzel olsun diye kesiyoruz, balkonlara saksı yapacağız diye bence absürd bir yanıt verdi.

Tabii bu boy bir estetik inşaat işi yaparken gerekli inşaat detayı becerisi gösterilemediği için, granitler idare etse de, birleşim noktaları rezalet oldu. Altyapı kapaklarının etrafları, bina köşeleri eski halinden çoook daha kötü oldu. Şimdi granitleri değiştiriyorlar, inşaat lugatında finiş denen bu köşeler, kenarlar, detaylar, bir nebze daha iyi olsa da yine kötü. Ahali de canından bezdi artık. Ana cadde böyleyken, sokaklardaki durumu anlatmak mükün değil. Nasıl kazıp, nasıl doldurulduğunu hatırlayınca, bu kış ve önümüzdeki kışlarda bütün sokaklarda çökmeler olacağını öngörmek işten değil.


Bir de tabii granit mevzusu var. İçine çamurlu su çeken sahte Çin graniti mi, özz be özz, halis muhlis Türrkkk graniti mi? Milliyetçilik her yerden en koyu haliyle üzerimize yağıyor, bir granitimizin Türk olanı eksikti. Bütün bu değişikliğin bence en kötü sonucu da, İstiklal ve sokaklarındaki araç trafiğindeki inanılmaz artış oldu. Geçen gün, arabanın biri İstiklal Caddesi üzerinde HIZ yapıyordu. Katliam olmadıysa, ahalinin ve turist tayfasının çevikliğindendir. Ben kendi hesabıma, İstiklal'deki ağaçları geri istiyorum. Caddenin gölgeye, yeşile ve trafik kesiciye ihtiyacı var.


Saksı çiçeği yapmak için ağacı kesmek lazım mıdır?

Etiketler:

Devamı

Hasret

Doktora bitecek, Deniz rahat edecek. Ne büyük yalan... Son günlerde tekrar tekrar söylediğim gibi, benim rahat edebilmem icin 2 alternatif çözüm var. Ya insan klonlama teknolojisi ya lobotomi, aksi takdirde bu kafayla rahat yüzü görmek mümkün değil. Her canımın istediği işe yetişebilmek için en az 4-5 tane benden olması lazım, veya lobotomi ile beyinin bazı yerlerini aldırıp, saksı çiçeği gibi boş bir ifade ile ot tadında yaşamak. Başka türlü rahat yüzü yok.
Bir çok şey oldu geçti, hangi birini yazayım geriye doğru? Hayatın temposu yazmama olanak vermiyor. Her gün yazabilme lüksü olanlara imreniyorum. Ama yelkenleri indirmek yok, kör topal yazmaya devam. Çünkü az evel, geçen yaz sonu yazdıklarıma bakıp, o günlerde neler düşündüğümü, neler hissettiğimi hatırladım. Kendime gelecek için not bırakmanın ve bunu okuyan herkesle paylaşmanın motivasyonu içerisindeyim. Viva Bloggaaa...

Etiketler:

Devamı

16 Haziran 2006

Budur :)


Karikatürist beni affetsin. Kendimi yayinlamaktan alamadim :)

Etiketler:

Devamı

22 Ocak 2004

Sütlü İncir Tatlısı

Malzeme: Kuru incir, süt, şeker, ceviz içi
Yapılışı: 12 adet incir 1 su bardağı ılık/sıcak şekerli sütte ıslatılır. Bir iki saat beklenir. (Arzuya gore bu ıslatma işlemi sicak su ile de yapılabilir ancak suda çok uzun bırakıp tadını suya geçirmeyin). İncirlerin sapları kenarından tam kesilmeden (zira daha sonra yemek için tutamak görevi görecek) kenarından açılır. Küçük parmakla, inciri delmemeye dikkat ederek içi doldurmaya uygun hale getirilir.
Hazırlanan incirlerin içerisine iri dövülmüş ceviz içleri bir çay kaşığı kullanılarak doldurulur. Ne kadar doldurursanız o kadar iyi :) Doldurulan cevizler isteğe ve kaç adet pişirmeyi tercih ettiğinize bağlı olarak bir güveç kabı veya bir tepsiye sapları yukarı gelecek şekilde dizilir ve üzerine hazırladığınız şekerli sütün kalanı, incirlerin yarısını biraz aşana kadar doldurulur. Eğer süt eksik kaldı ise süt ile takviye etmeniz tavsiye edilir.
Hazırlanan tatlı 150 derecedeki fırına sürülür ve sütü çekene kadar pişirilir. Süt kabın dibinde bir sos gibi yoğun ve az kalıncaya kadar pişirme işlemine devam edilir. İsteğe bağlı olarak inmesine yakın fırının ızgara kısmı yakılarak üstü bir miktar kızartılabilir. Ancak bunu abartıp inciri kurutma tehlikesine karşı dikkatli olunmalıdır.
Arzuya göre içine ceviz ile birlikte tarçın ve kuru üzüm koymayı da deneyebilirsiniz. Servis yaparken kabın dibindeki sosundan koymayı unutmayın.
Valla ben hastası oldum. Çok çabuk hazırlanıyor afiyetle yeniyor. Şerbetli incir tatlıları ile karşılaştırılınca çoook güzel bir tatlı. Hatta incirleri yedikten sonra kabın dibinde kalan sosu bir kaşık veya ekmek parçası ile afiyetle yiyebilirsiniz.

Etiketler:

Devamı

19 Haziran 2003

Antalya usulü Ilık Piyaz...


Antalya usulü Ilık Piyaz... Bir kaç yıl önce Antalya'da sahilde güneşlenmek varken sanayi sitesine dalmayı göze alamadığım için tadamamıştım Antalya usulü tahinli ılık piyazı. Daha sonra da unuttum gitti böyle bir şeyin varlığını. Ta ki bir kaç ay önce, sevdiğim bir dostum, "Sümer Baba'ya gittiniz mi yav" diyene kadar. Eh biz de kalktık gittik. O günden beridir bir iki haftada bir mutlaka gitmeye çalışıyorum. Ilık, tahinli falan diye ismi sizi irkilttiyse bu hissinizi unutmaya çalışın. Yemeklerin tadı bir harika.

Sıcak pide ile sürerek yenen aperatif-ikram tahinli bir macun olan "Hibeş" ile başlıyorsunuz. İştah açıcı. Benim gibi dozunu kaçırırsanız bu aşamada bile doyup kalkabilirsiniz masadan. Çok çeşitli köfteler arasında, benim tercihim klasik Antalya usulü köfte. Bir takım ekler yaparak özel köfte çeşitleri yapılmaya çalışılmışsa da ben tadlarını beğenmedim. Tavsiyem klasik Antalya köftesinden şaşmayın. Antalyalı olmayanların damak tadına uymayabilir diye piyazı, söylemezseniz, soğuk getiriyorlar, aman dikkat. Istanbul'da her mevsim Antalya havası için, söyleyin, ılık getirsinler. Şanslıysanız belki Sümer Dilmaç ile karşılaşma, sohbet etme imkanı bile bulabilirsiniz.

Yerini bulmak çok kolay. Etiler yönünden gelip 1.Levent çarşı içine dönüyorsunuz. Az ilerleyip çarşının meydanına geldiğinizde sağ tarafınızda, taksi durağının arkasındaki biraz eskice duran pasajın içinden geçip sola döndüğünüzde Sümer Baba karşınızda. Eğer pasaja girmek istemezseniz, taksi durağından sola döndüğünüzde, pasajın yan tarafında kendi özel girişi de var. Hava güzel ise bahçede oturmak mümkün. Unutmadan, piyazların soğanından korkup öğle tatilinde gitmekten kaçınmaya gerek yok. Zira en sevdiğim özelliği, yemeğin sonunda, hesapla birlikte, tek kullanımlık, kendinden macunlu diş fırçası getiriyorlar. İnanılmaz...

Etiketler:

Devamı